Lucifer Dizi İncelemesi

Lucifer’ın yarattığı evrene daha yakından bakmamız gerekirse; dizi, cehennemden kaçan şeytanın dünyaya inmesi ve ardından yaşadığı hem maddi hem de manevi ultra lüks hayatının tadını çıkartırken, birdenbire onun için yepyeni bir soluk olacak dedektif Chloe Decker ile tanışması sonucunda gelişen olaylar bütününü konu almakta. Aşk, dram, macera ve hatta komediye kadar bir izleyicinin arayabileceği her unsuru içinde bulunduran dizi.

Peki, bu dizi neden bu kadar sevildi dersiniz…? Durun durun, düzelteyim. Şeytan nasıl bu kadar hayranlık uyandırdı diye sorsam daha doğru olacak sanıyorum ki… Duyduğunuz, gördüğünüz veya gözünüzde canlandırdığınız tüm şeytanları unutun! Aramızda cehennemden kaçan birileri var… Karşınızda Lucifer Morningstar…!

Peki, bu dizi neden bu kadar sevildi dersiniz…? Durun durun, düzelteyim. Şeytan nasıl bu kadar hayranlık uyandırdı diye sorsam daha doğru olacak sanıyorum ki… Duyduğunuz, gördüğünüz veya gözünüzde canlandırdığınız tüm şeytanları unutun! Aramızda cehennemden kaçan birileri var… Karşınızda Lucifer Morningstar…! Şeytan cehennemi terk ederse ne mi olur…? Dünyaya gelir, kendi krallığını kurar, para, şans, seks ve şöhret attığı her adımda onunla birlikte gelir. Kendini yenilmez ve incinmez görür ve fakat aşk denen gerçekten bir haber halini sonsuza kadar toprağa gömecek biri çıkar karşısına ve asla kazanamayacağı bir oyunun içinde bulur. En nihayetinde yenilgiyi kabul eder, teslim olur. Ve daha önce hiçbir teslimiyet bu kadar özgür kılmamış olduğunu fark eder. Bu yüzden yenilgiye tutunur, zaaflar edinir. En büyük zaafı da sevdikleri ve dünyada edindiği yeni ailesidir. Evet evet, oldukça şaşırtıcı olduğunun farkındayım, sonuçta şeytandan bahsediyoruz ama hikayenin son derece sıra dışı olduğundan daha önce zaten bahsetmiştim. Hovardalığı, çapkınlığı ve tabii ki yakışıklılığıyla tüm Los Angeles’da nam salan Lucifer Morningstar, bir gün kendini işlenen bir cinayetin sorgu üyelerinden biri olarak bulur. Tesadüftür ki Lucifer’ın sorgusunu yapacak olan dedektif, Chloe Decker’in ta kendisidir. Tam da bu şekilde yolları kesişen ikili, yaşayacaklarından habersiz bir şekilde birbirlerinin hayatlarına oldukça radikal bir giriş yapmıştırlar. Göz alıcı güzelliğinin yanı sıra son derece başarılı bir dedektif olan Chloe, oldukça hızlı bir şekilde Lucifer’ın dikkatini çekmiş ve çapkınlığı ile nam salan şeytan, Chloe Decker’ı elde etmek için türlü girişimlerde bulunmaya başlamıştı. Dedektif Decker ile tanışan Lucifer, Chloe sayesinde polislik mesleğine ne kadar yatkın olduğunu fark etmiş ve bir yolunu bulup kendini dedektifin yanına danışman olarak atatmıştır. Gün geçtikçe daha da iyi bir ekip olan ikili, birbiri ile bir bağ kurmaya ve tabii ki çok daha sık vakit geçirmeye başlamış ve Lucifer’ın yalnızca fiziksel arzulara yenik düştüğü duyguları, gerçek bir aşka dönüşmeye başlamıştır.

Biz izleyicilere şeytan denen uhrevi varlığa bir de bu açıdan bakın dedirten yapım, hepimize içindeki şeytanı sorgulatırken, hemen hemen tüm dünyayı etkisi altında tutan tek tanrılı inanç sistemi için de oldukça radikal bir eleştiri sunmakta. Tanrının adaletini, yine onun yarattığı en kötücül varlıkla eleştiren senaryo, asıl kötü olan şeyin şeytan değil, şeytanı kötü olmaya zorlayan adaletsiz sistem olduğunu gayet açık ve net bir şekilde gözler önüne seriyor. Fırsat ve şans verildiği zaman en kötü varlığın bile içinde bulunan iyiliğin yeşereceği ve bahsi geçen en büyük şansın adının da sevgi olduğunu, son derece keyifli bir şekilde izleyici ile buluşturan yapım, adaletsiz sistemde var olan bir diğer can sıkıcı noktaya da parmak basmayı ihmal etmiyor ve özellikle Amerika’da yapılan siyahi ırkçılığını, sistemin en mühim güvenlik kolu olan polis teşkilatı aracılığıyla eleştiriyor.

Eğer Lucifer dizisini izlemediyseniz dizi listenize almanızı tavsiye ederim.

Diğer yazılarımı okumayı ihmal etmeyin.

Yazar Hakkında
Toplam 260 yazı
Üzgün Kiraz
Üzgün Kiraz
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara