İçimde Kalacağına ile Röportajımız 🤗

Merhaba herkese blog yazarları ile yaptığımız röportaj serimizde bu hafta “içimde kalacağına” yaratıcısı Yıldız Tozuvar ile gerçekleştirdik. İçerikleriyle, yazılarıyla, görselleriyle adeta mükemmel bir blog yazarı..

Özellikle tüm yazılarını ve içeriklerini beğeniyorum içlerinde birini seçmek zorunda kalsaydım “zuzaylı dede” olurdu.🤗

Sizi çok sıkmadan röportajımıza geçelim.❤️

1 -) Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız ?

Ben derdi olan biriyim. Bunu deyince her şeyi dert edinen biri olduğum anlaşılmasın sakın çünkü tam tersine düşlere daha yakın sayılabilirim. Kendimi bildim bileli, yaşamı iyisiyle kötüsüyle anlamaya, anlamlandırmaya çalışmayı mesele edindim.İnsan aklının ve vicdanının gazetelerin ve tarihin yazdıklarından çok daha iyisine gücü yeter, buna eminim. İnsan insanın kurdu yerine şifacısı olacak yetenekte, beceridedir bence. Koptuğumuz, unuttuğumuz özümüz budur. İşte bu nedenle o şifanın ve yaşamdaşlık olasılıklarının izini sürüyorum. Diğer bir deyişle, hepimiz için daha güzel bir dünyanın hayalini kuruyorum. Onun için sorular soruyorum, fikir yürütüyorum… Birlikte düşünmeye, düşlemeye, yaşamı empatinin gözüyle görmeye çağırıyorum.

2 -) Duyduğunuz en bilgece düşünce nedir?

Henüz en bilgece düşünceyi duyduğumu sanmıyorum. Belki de duydum da anlayamadım! Ama onun da ötesinde düşünceler, bilgelik, hisler söz konusu olduğunda “en”lere pek inanmıyorum, bir “hiyerarşi”yi düşündürüyor çünkü bana. Oysa hayatın birçok yüzü var, zamanın da bilgeliğin de… Öte yandan Dr. Martin Luther King’in çok sevdiğim sözünü şuracığa not edelim isterim: “Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik. Ancak bu arada çok temel bir sanatı unuttuk, kardeş olarak yaşamayı…”

3 -) Hangisi daha kötü – başarısız olmak mı yoksa hiç denememek mi?

İşte bu soruya net bir cevap verebilirim! Hiç denememek! Çünkü bence denediğimizde, denediğimizi beceremesek bile o deneyimden mutlaka bir şeyler öğreniyoruz. Tabii burada mesele, yenilginin burukluğuna değil o dersin anlattığına sahip çıkmak! O zaman belki de o yenilgi bile gelecekteki bir zaferin tohumuna dönüşebiliyor. Yani mesele derdi ders yapabilmek!

4 -) Blog yazarlığının hayatınızda ne gibi etkileri oldu?

Blog yazarak duygularımı ve düşüncelerimi insan içine çıkarmaya başladım diyebilirim. Uzun bir ara vermiştim çünkü yazmaya… Sessizliği seçmiştim. Dünya, düşleri çalan, yaşamları karartan bir gri beton yığını gibi görünüyordu gözüme. Belki hala da öyle… Ama ben zamanla tekinsiz arka sokakların ve oralardan çıkıp yol kesebileceklerin varlığını unutmadan mekânı ve bakış açımı değiştirdim. Pencereleri açıp odaları havalandırdım, gizli kapıları keşfedip ağaçlar arasında yürünmemiş yollarda yürümeye… Doğru bildiklerimin tozunu alıp yeni fikirler geliştirmeye, kendimle, insanlığın gerçekleriyle farklı derinliklerde tanışmaya başladım.

5 -) İçerikleriniz, yazılarınız çok mükemmel. Kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

Kırmızı yanaklarım, kalemim ve ben size çok teşekkür ederiz 😊 Doğrusu ya, daha önce novella türünde kitap yazma denemelerim oldu. Ama şu aralar hayat beni önüne katmış gidiyor, o yüzden kitap yazmayı düşünmüyorum. Yine de kim bilebilir ki “gün doğmadan neler doğar” der anneciğim, her an yeni bir kitabın kadın karakteri kapımı tıklatabilir.

6 -) Sizin için başarının tanımı nedir? Başarılı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Bu hangi başarıdan söz ettiğimize bağlı biraz. Başkalarının gözündeki başarı mı mesela? Düzenin dikte ettiği, parayla ölçülen ve elde edilmek için yoluna çıkanlara zarar verdiğin başarı mı? Başarının ne getirdiği ve uğruna nelerden vazgeçildiği çok önemli. Örneğin, müthiş bir kariyere sahip olma başarısını gösteriyorsun, paraya para demiyorsun ama ailenin hayatında neredeyse hiç yoksun. Çocuğunun hiçbir okul gösterisini izleyemiyorsun, her doğumgünü kutlamasına geç kalıyorsun, mezunlar gününü her sene kaçırıyorsun, arkadaşlarından, hobilerinden kopuyorsun… Bu başarı mı şimdi? Bence başarı, hayatının o dönemindeki isteklerine ve ihtiyaçlarına uygun olan dengeyi tutturabilmek. Ve o dengede gönül rahatlığı içinde var olabilmek…

7 -) Bize biraz blogunuzdan bahsedebilir misiniz? Blogunuza verdiğiniz ismin hikayesi mesela?

Aralıklarla uzun yıllardır farklı türlerde yazmakla birlikte blog yazmaya üç yıl önce başladım. Pandemi dünyayı hepimize dar ediyordu, belirsizlikler, korkular gitgide yayılıyordu ve “bir gün gelir, yine yazarım” düşüncesi “ne zaman, hangi gün o gün?” sorusuna yenik düşüverdi. Böylece, sessiz bir sonbahar gecesi, ani bir geç vakit kararıyla blog yazmaya başladım: Hemen ismini koydum, neredeyse diyeceğim, onu seçmemi bekliyormuş okuldan alınmayı bekleyen yuva çocuğu gibi… Sonra grafik temasını seçtim, ilk yazıları yazıp görselleri hazırladım ve kararımdan vazgeçmeme fırsat vermeden bloğu canlıya aldım. Bütün bunların hepsi birkaç saat içinde olup bitti! Sanırım vakti gelmişti. İsminden de anlaşılacağı gibi “içimde kalacağına” söz olsun istedim aklımdan geçenler… Ses olsun istedim… Ne zamandır içeride kapalı kalmış çocukları bahçeye salmak gibi oldu yazmaya dönmek, içimdekiler koşarak dışarıya attı kendini. Kimi ağaca tırmandı kimi uçurtma yaptı kimi papatyadan taç… Çocukları bilirsiniz, temiz hava olmadan yaşayamazlar! Cıvıl cıvıl blogdalar hepsi şimdi, bu fikir senin bu kitap benim, bu film senin bu felsefe senin diye diye onlu yazılardan yüzlü yazılara ulaştılar.

8 -) Blog yazarken sizi motive eden en önemli şey nedir?

Dünyayı bulduğundan daha iyi bırakma bilinci, sorumluluğu ve hayali sanırım. Afrika’da yeni doğmuş bebeğini yıkayacak temiz su bulamayan gencecik anneler ve binlerce metrekare alanda üç beş kişi iyi vakit geçirebilsin diye derelerce su harcayan golf sahaları var bu dünyada. İkisi aynı anda nasıl olabilir? Bu ve benzeri yüzbinlerce örnek, hangi adalet terazisine sığabilir? Bunları düşünmeden, yazmadan, soruları sormadan ve cevapları aramadan rahat edemiyorum. Bunu adaletsizliği görerek ama buna rağmen ümitsizlik tuzağına çekilmeyerek yapmaya çalışıyorum. Çok kıymetli bir okuyucum bu nedenle bana “umut yolcusu” diyor. İnsanlığa olan inancı sağlam tutmayı önemsiyorum her zaman kolay olmasa da. Birçoklarımız gibi, anlamın tezatlardan yeşerdiğini aklımda tutuyorum. “Hayat sana limon veriyorsa limonata yap” derler ya, ben limonata yaparım sen limon yağı, diğeri limonçello öteki kışlık limon çayı… İş ki herkese yaşama alanı açalım, yaşama hakkı tanıyalım, işte o zaman hayat hepimiz için yaşanılır oluyor!

9 -) Blog yazarlığına başlamayı düşünen arkadaşlara önerileriniz var mı?

Hemen başlasınlar! Önce kendileri için yazsınlar. İlk başladıklarında çok okuyucuları olmasa bile morallerini bozmasınlar. Yazmanın pratik gerektiren, geliştirilebilir bir beceri, harcanmaması gereken bir yetenek olduğunu unutmasınlar. Yolları açık olsun hepsinin.

10 -) Kendinize sorulmasını en çok istediğiniz soru nedir?

“Nasılsın?”Bu soru bence birbirimize her fırsatta samimiyetle sormamız ve cevabını karşımızdakinin gözlerinin içine bakarak pür dikkat dinlememiz, anlamamız gereken bir soru. Yoksa vücutlar yan yana olsa bile ruhlar birbirine değmeden başka yerlere doğru savrulup gidiyor bence.

11 -) Son olarak İstediğiniz bir şey, eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

İnsanlık tarihinin çok acayip bir devrine denk gelen kuşaklar olduğumuza inanıyorum. Karmaşa, hızına yetişilemez bir değişim ve belirsizlik her yerde! Birçok insan haklı olarak huzursuz oluyor, korku duyuyor. Ve korku bazen insanı korunmaya değil de saldırmaya itiyor. Yanlış yerlerde arıyoruz suçluyu. Suçu başkalarına atarak kendimizi temize çıkarmaya çalışıyoruz. İçten içe doğru olmadığını bildiğimiz şeyler yapıyoruz bazen, kalp kırıyoruz, kötü sözler söylüyoruz ya da görmezden geliyoruz. Oysa hepimiz sığ, yalnız, eksik hayatlardan çok daha fazlasını hak ediyoruz. İçimizden geldiği gibi yaşamayı, olduğumuz gibi kabul görmeyi, değer ve saygı görmeyi ve tabii bunları göstermeyi hak ediyoruz. Yazdıklarımı okuyanların bizi ayrıştıran nedenler üzerine düşünmesini diliyorum. Issız adalar gibi uzaklarda unutulacağımıza takım yıldızları gibi birbirimizin ışığından ilham alarak dünyayı herkes için daha yaşanılır bir yer yapabilmemizi diliyorum. Benim ütopyam da bu, distopyalar içinde boğulmaktansa yüzümü buraya çevirmeyi tercih ediyorum… “Ben derdi olan biriyim” demiştim ya en başta, gözleri ve kalbi gören herkesin de aynı derdi var diye düşünüyorum. Her biriyle “İçimde Kalacağına”da buluşmayı diliyorum.

Söyleşi için size çok teşekkür ediyor tüm okurlara ve blog yazarlarına içten selamlarımı yolluyorum. İyilikle, Yıldız Tozuvar..

👇

İçimde Kalacağına blog sitesine göz atmanıza ve uğramanıza içtenlikle söyleyebilirim.. ❤️

Yazar Hakkında
Toplam 195 yazı
Üzgün Kiraz
Üzgün Kiraz
Yorumlar (7 yorum)
Muhammed
Muhammed Cevapla
- 6:14 pm

Harika bir röportaj daha… Harika bir blog sitesini konuk etmişsiniz, Tebrikler..

    Üzgün Kiraz
    Üzgün Kiraz Cevapla
    - 6:27 pm

    Teşekkür ederim ❤️

Yıldız Tozuvar
Yıldız Tozuvar Cevapla
- 8:46 pm

Güzel sözleriniz ve bu harika söyleşi için çok teşekkür ederim.

    Üzgün Kiraz
    Üzgün Kiraz Cevapla
    - 9:15 pm

    Ben teşekkür ederim. Beni kırmayıp bu röportajı kabul ettiğiniz için.

Ömer Çelik
Ömer Çelik Cevapla
- 6:48 pm

Ülkenin sığ kültür ortamın da ne güzel bir çaba bu, ne güzel bir röportaj, teşekkür ederim. Yıldız Tozuvar kendisine dair çok mutavazi, o bana her yazısin da Behrengi yi hatırlatıyor. Behrengi nin küçük kara balıgi annesine söyle der, yaşam, gerçekten bu daracık suyun içinde sabah dan akşama kadar yalnızca gidip gelmek mi? Hepsi bu mu? Ölene kadar hep bunu mu yapacağız, yoksa evren de başka türlü bir yaşam da var ki?
Yıldız Tozuvar da her yazısında benzer bir düşünceyle yola çıkıyor ve sesleniyor bize, başka bir dünya mümkün.
Onun en doğrusu yok, birlikte dusenelim, birlikte arayalım doğruyu, güzeli istiyor. Röportaj da söylediği gibi hepimiz sığ, yalnız, eksik hayatlardan fazlasını hakediyoruz derken Bertolt Brecht gibi umudun alnına kara calmam diye sesleniyor bize.
O sadece bir yazar, bir umut yolcusu değil, masalcı şifaci bence.
Ona buradan bir mesajım da var izninizle, yaşamla ölüm arasındaki çizginin hergun çokça aşildigi bu kurumuş topraklar da her yazısı bir kulliyat, bahar yağmuru.
Yeniden bu güzel röportaj için teşekkür ederim. Yolunuz açık, sözünüz bol, okuyucunuza çok olsun.
Omer

    Üzgün Kiraz
    Üzgün Kiraz Cevapla
    - 6:54 pm

    Teşekkür ederim yorumunuz için. Anlıyorum sizi 🤗

      Yıldız Tozuvar
      Yıldız Tozuvar Cevapla
      - 2:15 am

      Muhteşem mesajınızı aldım Ömer Bey 🙂 Çok duygulandım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara