Dark Dizi İncelemesi

Ne korkunç felaketlere, ne amansız hastalıklara, ne de bilinmez varlıklara gerek var. Netflix’in Dark evreninde kıyameti yaşamak için “zaman” bize yeter.

Winden isimli küçük bir Alman kasabasında küçük çocuklar kayboluyor farklı zamanlarda. İşte bu kayıp çocukları arayan insanlar (hem yakınları hem polisler) anlamlandıramadıkları birçok olayla karşı karşıya geliyorlar. İşin içinde zaman yolculuğu olunca bir geçmiş bir gelecek arasında gidip geliyoruz çoğu zaman. İlk başta biraz karmaşık gelse de zamanla taşlar yerine oturuyor herkes için.

Bir kayıp vakasıyla başlıyor her şey. Sakin yaşantısıyla kimselerin dikkatini çekmeyen Winden kasabası, ansızın esrarengiz bir olayla sarsılıyor. Herkesin bakışından bir şüphe, çözümlenemez soru işaretleri okunuyor. Fakat kasaba halkının ve polisin yanıldığı bir nokta var; tek bir cümlede toplanmış, kurgunun bütününü içine almış kilit bir nokta: “Esas soru nerede değil, ne zaman.” Netflix’in çok ses getiren dizisi Dark, tüm kasabayı hem duygusal hem de ahlâkî anlamda derin bir sorguya çeken bu sorunun etrafında şekilleniyor.Kurgudan söz edecek olursak; özetle Winden kasabasında her 33 yılda bir görülen gizemli kayıplar, bir gün bir grup gencin keşfiyle nihayet sırrını ifşa eder. Arkadaşları Jonas ve Bartosz ile birlikte kayıp kardeşleri Mikkel’i arayan Martha ve Magnus, ormanın derinliklerinde ürpertici bir yolculuğa çıkar. Bu sırada gençler, karşılarına çıkan bir mağarada yıllar önce kasabada kurulan nükleer santralin radyoaktif etkisiyle başlatılmış bir zaman boşluğunu bulur. Bu boşluğa adım atarak 33 yıl öncesine ve sonrasına gidebilen gençler, uğradıkları her yeni paralel dünyada kıyametin farklı bir yüzüyle tanışır. Zamanla birbirleriyle olan ilişkilerinin, akrabalıklarının, hatta bizzat kendilerinin, akıllara durgunluk veren ilişkiler ağı içinde, bambaşka konumlarda yeniden tanımlandığını görürler.

Yayınlandığı tarihten bu yana Alman televizyonunda en iyiler sıralamasına giren dizi, ilk iki sezonunda akılları epey karıştırmasıyla nam salmış desek yanılmış olmayız. Zira dizinin ana eksenini oluşturan zaman mefhumu, parça parça ortaya çıkan her gerçekle birlikte yıkılıp yeniden inşa edilen bir yapı. Bu karmaşık düzen, tıpkı mitoloji satırlarındaki usta mimar Daedalus’un zekice kurgulanmış labirentleri gibi, çözüldükçe daha büyük bir labirentin içine sokuyor kahramanları. Bununla beraber dizinin sinematografik kalitesi, mevcut monoton ilerleyişi kırarak yükselen bir gerilim oluşturuyor.

Albert Einstein’ın zaman üzerine söylediği, zaman konusunda yapılan her münazarada kendine yer bulan; geçmiş, gelecek ve şimdi arasındaki ayrım bir yanılsamadan ibarettir sözü ile başlayalım. Ardışık olarak tanımlamanın oldukça güç olduğu dün-bugün-yarın öbeklerini birbirinden ayrı tanımlamak ne kadar doğru peki? Galiba, biz sonsuz bir çemberde dönüp duran, adına zaman dediğimiz ve kendi kendimizi sınırladığımız bir düzlemde hayata tutunmaya çalışıyoruz…Gizemli bir mağara, uzun ağaçlarla kaplı bir orman, cesur çocuklar, ekran başında bizi germeyi başaran müzikler, kasvetli bir hava… evet tüm klasikleşmiş gerilim-korku filmi unsurlarını saydım değil mi? Aslında bunların hepsi Dark’da da fazlasıyla var. Ancak atmosferin içine öylesine başarıyla yerleştirilmiş ve oyuncuların yalın performansları o kadar uyumlu ki, dizi kendini gerilim klişelerinden sıyırarak, sahnenin bir üst basamağına çıkıyor ve bilimkurgu-gerilim türünde dikkat çeken bir yapım olarak ekranlarda yer buluyor.

Dark, uzun zamandır görmediğim muazzam bir introya ve açılış sahnesine sahip. Dark’ın muazzam atmosferi izleyiciyi hemen içine çekmeyi başarıyor.

-Sanırım dejavu yaşadım. Sanki bu anı daha önce yaşamışım gibi..

+Similasyonda yaşıyorsak eğer dejavu bir matrix aksaklığıdır.

-Ya da diğer taraftan bir mesaj var.

Diğer yazılarımı okumayı ihmal etmeyin.

Yazar Hakkında
Toplam 260 yazı
Üzgün Kiraz
Üzgün Kiraz
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara