Rüyalar Çok Tuhaf

Tıkandım kaldım bir ân. Düşüncelerimi yitirdim, kendimi kaybettim. Uzun süre ne olduğunu anlamadım. Sessiz kalmam istendi göremediğim bir varlık tarafından. Hâlâ şaşkınım neler olduğunu bilmiyorum ve anlamıyorum. Dışarıda çığlıkların yükselişini duyuyorum. Ruhum sanki bedenimden çıkmaya çalışıyor. Her yer karanlık her şey ateş içinde. Neler oluyor bilmiyorum ama içimde bir ses korkma diyordu. Göremediğim varlık bana tekrar sessiz kalmamı istedi. Dışarıda korkunç bir şey oluyor farkındayım bir ses uuuu..Farkında değilim hiçbir şeyin, sadece izliyorum. Çığlıklar artmaya başladı hemen yanımda hissediyorum. Neredeyim ben ne oluyor bilmiyorum. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak benim için boğazım düğümleniyor ve bir susuzluk hissediyorum. Bir ânda dikkatimi çeken bir şey oldu. Güzel bir kız uyanır mısın? Artık dedi.

Meğer bir rüyanın içinde kaybolmuş gitmişim. Pencere açık Rüzgar sesi uuu, kedim bal yanımda miyavlıyormuş televizyon ‘da bir aksiyon filmi açık. O ân purzule parçalarını birleştirdim. Ne olduğunu artık anlamıştım. Rüyalar çok tuhaf bedenin yatakta ama ruhun bambaşka yerde ve sen oradasın.

Freud, rüyaları “Bilinçdışına giden kraliyet yolu” olarak görür. Takip ettiği hastalarından rüyalarını, ket vurmadan serbestçe anlatmalarını ister, “rüya çalışması” dediği yöntemi geliştirir. Onun sayesinde terapide rüyalar bol hasat alınan verimli topraklara dönüşür.Freud’a göre rüyalarda bilinçdışı istekler doyurulur. Çoğu zaman kendimize bile itiraf edemediğimiz saklı gerçekler su yüzüne çıkar. Fakat bunlar yine zihnimizin uyguladığı “sansürler’’ nedeniyle şekil değiştirmiştir. Bilinçdışı, açığa çıktığında anksiyete yaratabilecek, yüzleşmesi güç arzuları çarpıtır. Freud’a göre bu çarpıtma uykunun devamı için gereklidir “Rüya uykunun bekçisidir”. Çünkü yoğun duyguları yaşadığımız, içeriği açık rüyalar, kâbus gibidir ve kişiyi uyandırır. Rüyalar arzu ile uyku arasındaki şaşırtmacalı uzlaşmalardır. Aynı zamanda bu çarpıtma kendimizle yüzleşmemize gösterdiğimiz “dirençtir’’. Bu direnç nedeniyle rüyalar hatırlanamaz veya çabucak unutulur.Uyandığımızda saçma bulduğumuz rüyalar aslında iç dünyamızda kaynayan sorunların temsilleridir. Rüyalar bilinçdışının zamansız, mekânsız, mantıkdışı itkilerinden oluştuğu için bize tutarsız gelir. Yer değiştirme ve yoğunlaştırma adı verilen çarpıtma yöntemleri ile rüyanın içeriği saklanır. Bizde etkili izler bırakan anılar ve duygular günlük olayların sahnesinde başka oyuncularla ve farklı olaylarla tekrarlanır. O nedenle “günün tortusu” denilen ve asıl mesajı gizleyen, rüya görülen günle ilgili fazlalıkların ayıklanması gerekir. Ancak ondan sonra rüya işlenebilecek bir ham madde olur.

Diğer yazılarımı okumayı ihmal etmeyin.

Yazar Hakkında
Toplam 195 yazı
Üzgün Kiraz
Üzgün Kiraz
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara