Korku Kültürü Hakim

Toplum olarak hem ailemizde hem okulda Korku Kültürüyle büyütülürüz. Bizim toplumumuzda korku, eğitim ve disiplin sağlamanın en yaygın yöntemidir. Korkuyla çocukluğumuzda tanışırız: “Çabuk yat yoksa öcüler gelir.”den tutun da “Akşam baban gelsin, görürsün sen!” e kadar türlü çeşitli tehditlerle büyütülürüz. Korkutarak disiplin sağlama sadece ailede ve okulda sınırlı değil, iş yerlerinde de çalışanları “korku salarak” yönetmek en yaygın yönetim biçimi. Oysa bu çağda, aklıyla iş yapanları korkutarak onlardan verim elde etmek hiç de etkili bir yöntem değil. Korkuyla yönetilen insanların çalıştıkları işyerini sahiplenmeleri ve o işyerine katkı vermeleri mümkün değil. Korku yaptığımız işi, muhatap olduğumuz insanları, bulunduğumuz ortamı sevmemizi engeller. Korkarsak kendimize ve çevremize güven duyamayız. Aksine korku ile yönetilen işyerlerinde baştan savma ve suçlama alışkanlıkları yerleşir. Bu sebeple liderlik ettiğimiz tüm ortamlarda korku kültürü yerine insanların gönüllü katılımlarını sağlayacak bir değerler kültürü oluşturmamız gerekir. Korku yerine değerlere dayalı bir kültür oluşturmak için bazı önemli kararları almak ve bunları hayata geçirmek zorundayız:

En büyük korkun nedir? Kendini korkusuz ilan edebilecek biri var mı aramızda?Hadi dürüst olalım! Hepimizin korktuğu birtakım şeyler olabilir.Yaşadığın bu his, tehlikelerden korunman adına seni zinde kılar ve hayatta kalman için gereklidir.İçimdeki korkuyu nasıl atabilirim diyerek yolun bu siteye düştüyse, doğru yerdesin. Korku nedir sorusunun cevabı doğal, güçlü ve ilkel bir duygu olduğudur. İster fiziksel ister psikolojik olsun, seni bir tehlike veya zarar tehdidine karşı uyarır. Bazen gerçek bir tehditten kaynaklansa da, korku psikolojisi kafanda yarattığın hayali zorlukların sonucunda da oluşabilir. Gün içerisinde birçok farklı duygu durumuna maruz kalıyoruz. Bu duyguların bazıları kendimizi iyi hissetmemizi sağlasa da bazıları hareket alanınızı kısıtlayıp pek çok güzel deneyimi ertelememize neden olabiliyor. Korku, temel olarak bir tehlike ya da tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü olarak tanımlanıyor. Fakat daha derinlemesine incelersek korku aslında beyinde yaratılan ve kötü sonuçlar doğuracağı düşünüldüğü için hareket alanınızı kısıtlayan, bazen de güzel deneyimler yaşamanızın önünde engel oluşturabilen bir olgu. Hissedilen korkuya göre fiziksel ve psikolojik olabilen bu hareket kısıtlaması ise farkında olunsa da olunmasa da özgürlüğü kısıtlayan bir şey. Peki, özgür olmak mı, yoksa korkularınızın yarattığı sınırlar içinde mi yaşamak istersiniz? Özgür olmak istediğinizi biliyoruz. Kim korkularına esir olmak ister ki?

Yazar Hakkında
Toplam 269 yazı
Üzgün Kiraz
Üzgün Kiraz
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara