Yaşlı adam ağaca sarılıyor o yaşlı adam toprak dede.

Toprak Dede Kimdir?

Merhaba saygıdeğer okuyucularım bugün sizlere güzel bir insanın toprak dede kimdir? hikayesini ve neler yaptığını anlatacağım. Keyifli okumalar..

Hayatını toprağın, suyun, yeşilin, bitkilerin korunmasına adayan Karaca, ( Toprak dede) gerek pratikte hayata geçirdiği projelerle gerekse bilinçlenmeye katkılarıyla Türk insanına ilham vermeye devam ediyor. Karaca, “İnanç her şeyi halleder. İnanırsak dünyayı kurtarmaya gücümüz yeter” sözüyle doğanın korunması konusundaki inancını ve gayretini ortaya koydu. Doğa çalışmaları esnasında Türkiye’de yaşanan çölleşmenin farkına varmış. Karaca, ( Toprak dede) harap olmuş meraları, kuruyan şelaleleri, yangınlar yüzünden veya tarla açmak üzere köylüler tarafından kesilen ormanları gözlemledi. Karaca, çevre ve doğa girişimlerini sanayici arkadaşı Nihat Gökyiğit’le beraber 1992’de TEMA Vakfını kurarak kurumsallaştırdı. Her fırsatta halkla ve yöneticilerle bir araya gelen Karaca, hayatının sonuna kadar çevre bilincinin oluşması için girişimlerini sürdürdü. Doğa ve yeşil sevgisiyle bilinen Hayrettin Karaca Türkiye’nin ilk özel botanical gardenunu (Botanik Bahçesi) kurdu. Yurt içi ve yurt dışında gezdiği her yerden tohumlar topladı, botanik bahçelerini gezdi. 14.000 türü barındıran arboretum aynı zamanda ülkenin tehlikedeki türleri için bir info (bilgi) koruma merkezidir. Hannover Üniversitesi’nden ekoloji profesörü Franz H. Meyer, Hayrettin Karaca’dan “Şimdiye kadar hiç böylesine kişisel çıkar gütmeden, kendini insanlığın yararına çalışmaya adamış birine rastlamadım” diye bahsetmektedir. Amaçları Anadolu’da yaşanmakta olan erozyon ve çölleşme tehlikesine kamuoyunun dikkatini çekmekti. Hedefleri ise bu mücadelenin devlet politikası haline gelmesine katkı sağlamaktı. TEMA’nın “Türkiye Çöl Olmasın” sloganı toplumda büyük yankı uyandırdı. İlk kez önlem alınmazsa ülkemizin çöl olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bu kadar yüksek sesle dile getirilmişti. Hayrettin Karaca, hep aynı kazağı giyerdi. Bunun sebebini ise şöyle anlatmıştı “Param var ama hakkım yok. Fazladan aldığınız her bir tüketim malzemesinin doğaya bedeli var.”. Günümüz tüketim alışkanlıklarına karşı önemli bir başkaldırıydı.

-“Param var ama hakkım yok. Fazladan aldığınız her bir tüketim malzemesinin doğaya bedeli var.”

-“Ben sanayici olmak istemiyordum. İstediğim edebiyatla ilgilenip kalan zamanımı doğayla iç içe geçirmekti. Fakat o günlerde babamıza karşı çıkmak söz konusu değildi.“

-“Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var bu dünyada. Paran varsa bile tüketmeye hakkın yok.“

-“İhtiyacımızdan fazla tüketmeyeceğiz. Nedir benim ihtiyacım? Doymaktır. Barınmaktır. Eğitimdir. Sağlıktır.”

-“Yaşamak istiyorum, o halde yaşat. Kimi? Sana hayat verenleri. Toprak mı, su mu, hava mı? İşte onları yaşatacaksın.

-“Ağaçların üstüne yapışan yosunlar var ya, onların bana yaptığı hizmeti kimse yapamaz.“

Diğer yazılarımı okumayı ihmal etmeyin.

Yazar Hakkında
Toplam 148 yazı
Üzgün Kiraz
Üzgün Kiraz
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

×

Bir Şeyler Ara