Serçe ve Avcı

Bir avcı, bir gün bir serçe yakalar. serçe dile gelerek;

– “Bana ne yapmayı düşünüyorsun?”diye sorar.

avcı;

– “Seni kesip yiyeceğim!” der.

Kuş da;

– “vallahi benim ne etim lezzetlidir, ne de senin karnını doyurur!

Ben sana üç şey öğreteyim, bunlar senin işine beni yemekten daha çok yarar.” diye cevap verip devam eder;

– “Bunların birincisini senin elinde iken söyleyeceğim, ikincisini karşıdaki ağaca konunca söyleyeceğim, üçüncüsünü de ilerideki tepeye varınca söyleyeceğim!”

Avcı;- “birincisini söyle öyleyse!”

Kuş:- “elinden kaçırdığın şeyler için asla hayıflanma!”

Avcı kuşu elinden bırakır ve ikincisini de söylemesini ister. Kuş ağaca konar ve;

– “olmayacak bir şeye sakın inanma!”der. Sonra kuş uçup karşı tepeye konar ve şöyle der;

– “ey bahtsız adam! eğer beni kesmiş olsaydın, kursağımdan her biri yirmi miskal ağırlığında iki tane inci çıkaracaktın!”avcı, bunları duyunca kaçırdığı fırsatlara hayıflanarak dudaklarını ısırır ve der ki;

– “Hadi üçüncüyü de söyle!”

– “sana söylediğim ilk iki nasihati unuttun, üçüncüsünü ben sana nasıl söyleyeyim?

Ben sana elinden kaçırdığın şeye sakın hayıflanma, olmayacak şeylere sakın ha inanma demedim mi? Benim etim, kanım ve tüylerim yirmi miskal ağırlığında gelmezken, nasıl olur da kursağımda her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci bulunduğuna inanırsın?

FİRAVUN

Firavun için çalışan kahinler, saltanatı yıkacak olan çocuğun yakın bir zamanda dünyaya geldiğini söylediler. Firavun ölmek istemiyordu. Ölmemek için öldürmek istiyordu. O sene doğan tüm erkek çocukları, askerleri ile öldürmeye koyuldu. Cellatların, basmadıkları ev, yakmadıkları sokak ve öldürmedikleri erkek çocuk kalmıyordu. Her yere ölüm saçıyorlardı. Kadınlardan birinin, doğum sancısı başlamıştı. Bir mağara buldu ve çocuğunu orada dünyaya getirdi. Kadın çocuğunun, gözünün önünde öldürülmesinden çok korkuyordu. Bu korkusu yüzünden çocuğunu mağarada bıraktı. Tüm çaresizliği ile orada kalan çocuğa Allah, Cebrail’e emir verdi. Çocuğa Cebrail baktı ve çocuğun ölmeden büyümesi sağlandı.İlk fırsatta mağaraya geri dönen kadın, çocuğunun ölmediğine sevindi. Çocuğunu emzirmeye başladı. Karnını doyurduktan sonra çocuğu bırakarak evine geri döndü. Günler böyle geçmişti. Bir müddet sonra çocuk iyice büyüdü. Ve bu çocuğun adı Musa oldu. Samira kabilesine mensup birisi olduğu için Musa’ya, Samiri lakabı verildi. Asalet olmadığından dolayı, Cebrail’in ona verdiği gıdaya ihanet etti.Diğer Musa ise Allah’ın peygamberi ve Firavun’un helak olmasını sağlayan en büyük kişi olmuştu. Allah onu, Firavun’un sarayında ve kucağında büyüttü. Hz. Musa’nın annesi, kalbine inmiş olan bir emir ile Musa’yı sandığa koyarak Nil’in akıntısına bıraktı. Nil’in kıyısında bulunan sarayında karısı ile oturan firavun, sandığın geldiğini fark etti.Askerlerine hemen bebeği öldürmeleri için emir verdi. Ancak karısı bebeğin öldürülmesine karşı çıktı. Karısı Firavun’a şu sözleri söyledi: “Bu, hem benim için, hem de senin için bir göz bebeği. Onu lütfen öldürme. Onu evlat ediniriz.”Neticede ise, Firavun’un büyüttüğü Musa, peygamber oldu. Cebrail’in büyüttüğü Musa ise kafir oldu. Firavun’un büyüttüğü Musa, Firavun’un saltanatını yıktı.Asalet olmadığı için Cebrail’in büyüttüğü Musa kafir oldu. Asil bir soya sahip olduğu için Firavun’un büyüttüğü Musa peygamber oldu.

Diğer yazılarımı okumayı ihmal etmeyin.

Yazar Hakkında
Toplam 195 yazı
Üzgün Kiraz
Üzgün Kiraz
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara