Kadının Ekonomik Özgürlüğü

Kadının Ekonomik Özgürlüğü

Ekonomik özgürlüğünün olması onun sadece para kazanması anlamına gelmemektedir.Kadının ekonomik özgürlüğü onun her anlamda bir adım daha önde ve güçlü olmasını sağlar. Ekonomik özgürlüğü olan kadın, eşine muhtaç değildir, eşi ona maddi şiddet denilen ekonomik baskı yapamaz. Bu nedenle ailelere düşen en büyük görev kız çocuklarını ne pahsına olursa olsun okutup meslek sahibi yapmalarıdır. Bu hem topluma kazandırdıkları bir birey hemde evlatlarına bıraktıkları en büyük miras olacaktır. Kadının iş gücüne katılımı, ekonomik ve sosyal yaşamın sürdürülebilirliği açısından bir gereklilik. Türkiye gibi gelişen ülkelerde istenilen refah düzeyine ulaşmanın yolu sadece ve sadece kadının hayatın her alanına dâhil olmasından geçiyor. Dünya genelinde var olan ekonomik krizler ve adaletsiz büyüme kadınların iş hayatına katkı sağlamasıyla çözülebilecek. Oysa kadınların çalışma hayatına katılmaması, sadece kendileri için değil toplum için de önemli bir kayıptır. Kadınlar; güçlü önsezileri, gelişmiş empati güçleri, kolay iletişim kurma becerileri, uzlaşmaya daha yatkın olmaları ve sabırlarıyla var oldukları her ortamda çözüm getirme becerilerine sahiptirler. Kadına destek olmak, topluma destek olmak demektir. Kadının olduğu her yerde daha fazla yaratıcılık, daha ince düşünce ve zarafet vardır.Kadının iş gücüne katılımını artırmak toplumun tamamına yapılmış bir iyiliktir.

Özgürlüğün Anahtarı Kadınlar 🍒

Kendi hayallerini gerçekleştiren kadınlar her dönemde tüm kadınlara ilham vermeye devam edecekler. Neden siz de onlardan biri olmayasınız? Hayal ettiklerinizi başarmanız için sadece inanmanız gerekiyor. Kendinize güvenin ve o cesaretin içinizde bir yerlerde saklı olduğundan emin olun. Kadınlar çok başarılıdır değil mi? Dünyaya yeni gelmiş bir insanı eğitir, büyütür, besler ve daha nicesini yapar. Kadın girişimciler, birbirleriyle bağlantılı şekilde ekonomik ve sosyal açısından büyük önem taşır. Kadınların üretime ve iş hayatına girişimcilik pozisyonunda dâhil olması, genel itibarı ile ekonomik bir hareketlilik sağlar. Bu sayede o toplumdaki ekonomik faaliyetlerin, kendi içinde sıkışıklık yaşayan, yenilik ve yaratıcılıktan yoksun gidişatı kırılabilir. Kadınların yarattığı yeni fikirlerin etkisinin bu şekilde yayılması hem mikro hem de makro ölçekte pozitif dönüşümlere neden olur. Çünkü kadınların imza attığı işlerin pazardaki boşlukları doldurma ihtimali, hâlihazırda devam etmekte olan ve tekdüzeleşme eğilim gösteren üretim faaliyetlerine karşı fark yaratır. Bu, ilk olarak tek bir işletme özelinde olumlu sonuçlar doğurur. Devamında da benzer girişimlerin sayısının artmasına bağlı olarak genel bir yükselişten söz edilebilir.Ekonomik anlamda ortaya çıkan bu etki, diğer kadınlara da cesaret vereceğinden sosyal alana da yansır. Daha fazla kadın, kendi işini kurmak için ihtiyaç duyduğu özgüveni bu sayede bulur. Ortaya çıkan zincirleme etki, bir noktadan sonra kadınların toplum içindeki yerinin gözle görülür biçimde değişmesini sağlayabilir. Dolayısıyla kadın girişimciler, toplumsal dönüşümün ateşleyici güçlerinden biri hâline gelir.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”

Diğer yazılarımı okumayı ihmal etmeyin.

Yazar Hakkında
Toplam 148 yazı
Üzgün Kiraz
Üzgün Kiraz
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

×

Bir Şeyler Ara